Resultats de la recherche : ılgaz

RIFAT ILGAZ "Bilsem ki ""Aydın mısın? şiiri kendi sesinden - 283 sec
Ahmet Arif Uğur Mumcu Aziz Nesin İlhan Selçuk Asım Bezirci.Kendi sesinden "Bilsem ki" "Aydın mısın" "Bir Sınavsa Eğer" şiirleri AYDIN MISIN Kilim gibi dokumada mutsuzluğu Gidip gelen kara kuşlar havada Saflar tutulmuş top sesleri gerilerden Tabanında depremi kara güllelerin Duymuyor musun Kaldır başını kan uykulardan Böyle yürek böyle atardamar Atmaz olsun Ses ol ışık ol yumruk ol Karayeller başına indirmeden çatını Sel suları bastığın toprağı dönüm dönüm Alıp götürmeden büyük denizlere Çabuk ol Tam çağı işe başlamanın doğan günle Bul içine tükürdüğün kitapları yeniden Her satırında buram buram alın teri Her sayfası günlük güneşlik Utanma suçun tümü senin değil Yırt otuzunda aldığın diplomayı Alfabelik çocuk ol Yollar kesilmiş alanlar sarılmış Tel örgüler çevirmiş yöreni Fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende Benden geçti mi demek istiyorsun Aç iki kolunu iki yanına Korkuluk ol (1968) Karakılçık adlı şiir kitabından (1969) Bütün Şiirleri 1927-1991(Çınar Yayınları) Rıfat ILGAZ BİR SINAVSA EĞER Girdiğim çıktığım yerler tanığımdır Kapımı çalanlar gece yarılarında Okunan kararlar yüzüme karşı Korkmuyorum duygusal bitişlerden Tükenen kurşun kalemler tanığımdır Ölümle burun buruna bir gençlik boyu Sıtmasında vereminde Anadolu'nun Dönülmez bekleme kamplarında Suçsa suç, sorguysa sorgu, hapisse hapis Yaşamak gezin gözün arpacığın ucunda Elimde hep böyle tükenen bardak Yaşamak bir yürek işçiliği günümüzde Ölümün anlamı değişti birden Eskiden yataklarda beklerdik Ders mi sınav mı görev mi belli değil Gelecekse ayakta bulsun dimdik Açılan bir sorumsuz yaylım ateş Bir top karanfildir göğsümüzde (1971) Güvercinim Uyur mu adlı şiir kitabından 1970 Bütün Şiirleri 1927-1991(Çınar Yayınları) Rıfat ILGAZ Ahmet Arif Uğur Mumcu Aziz Nesin İlhan Selçuk Asım Bezirci.Kendi sesinden "Bilsem ki" "Aydın mısın" "Bir Sınavsa Eğer" şiirleri YenidenEdebiyat ? 1.5.2006 - BİR ÇINARIN ŞİİRLERİ kategori: Inceleme BİR ÇINARIN ŞİİRLERİ ÖNER YAĞCI "...Rıfat Ilgaz, o dönem toplumcu şairlerinin en 'nevi şahsına münhasır olanı'dır. Şiirlerini sanki dudaklarından eksik olmayan acı bir tebessümle yazardı; ilk bakışta masum, hatta basit sanabilirdiniz; etkisi sonra sonra derinleşiyor, anlamı ya da mesajı, sonra sonra insanın içine işliyordu... O 'Fedailer Mangası'nın demirbaşlarındandı..." Attilâ İlhan Rıfat Ilgaz, Cide'nin duvarları deniz kokan (şimdi Rıfat Ilgaz Evi olan), ahşap bir evinde doğar. Kendi anlatımına ve annesinden duyduğuna göre "derin kar"da, 1910 Şubat'ında; nüfus kütüğüne göre ise 7 Mayıs 1911'de. Gelir dünyaya ve yaşar, 82 yıllık onurlu bir çınar olur; çalışkan, ışık saçan, halkına ve yurduna sevdalı bir çınar; kaynağı insan, kaynağı halk, kaynağı Anadolu olan bir çınar. Bu kaynaklarına hiç ihanet etmeyen, bu kaynaklardan aldığı esinle yaşamın aydınlatılması ve güzelleştirilmesi kavgasının ölümsüz yazarlarından biri olmayı başaran bir çınar... Eğitimciliği, yurtseverliği, toplumculuğu, devrimciliği ve insan sevgisi yapıtlarında buram buram tüten bir çınar... Tüttürdüğü güzellikler Anadolu'da yüzyıllardır süren aydınlanma kavgasına bağışlanan güzellikler olan bir çınar... Aydınlanma savaşımının ölümsüzlük bayrağını taşıyan bir çınar... Rıfat Ilgaz'ın yaşamının aynası kitapları, kitaplarının aynası da yaşamıdır. "Yaşamak bir yürek işçiliği günümüzde" diyen bir sanat ve yaşam anlayışıyla, aynaya yaşamı sanatlaştırarak yansıtan bir yazardır o. Onun aynasında Hababam Sınıfı (1957) ile başlayan, Bizim Koğuş, Karadeniz'in Kıyıcığında, Meşrutiyet Kıraathanesi, Karartma Geceleri, Sarı Yazma, Yıldız Karayel, Hababam Sınıfı İcraatın İçinde gibi sekiz romanını görürüz; insan serüvenlerini. Radarın Anahtarı (1957) ile başlayan, Dördüncü Bölük'le tamamlanan 19 gülmece öyküsü ile sürdürdüğü yazarlığında, öyküleştirilen yaşam kesitlerini, aydınlığa uzanan, karanlığın perdelerini yırtmaya çalışan ellerini görürüz. Roman ve öykülerden başka 12 çocuk romanı, 6 oyunuyla, geleceğimiz olan çocukları şenlendirmesini, eğitmesini okuruz. Nerede Kalmıştık? (1984) ve (İngilizce okumaya meraklı olanların "Kart Kurt" dedikleri) Cart Curt (1992) adlı kitaplarında gazete ve dergilerde yayımladığı yazılarını okurken, yaşamın ve yanlış yaşatılmanın günlük keşmekeşine indirdiği darbeleri izleriz. Yokuş Yukarı (1982), Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra (1986) ve ölümünden sonra benim yayına hazırladığım Fedailer Mangası: Kırk Kuşağı Anıları (1993)'nın ise, onun yaşadıklarından damıttığı ve geleceğe kalmasıyla yeni kuşaklara deney aktarma kaygısını içeren anılarından oluştuğunu öğreniriz. Asım Bezirci, 1989 Ferit Oğuz Bayır Kültür ve Sanat Ödülü'nü de kazanan Rıfat Ilgaz adlı kitabında bu koca çınarı tüm yönleriyle tanıtıyor bize. Ulusal değerlerimize sahip çıkamadığımız koşullarda vefanın, sahiplenmenin ve duyarlılığın başarılı bir örneği olan bu yapıtıyla Asım Bezirci, onurlu ve anlamlı bir görevi yerine getirmiş oluyor. Aynı biçimde Alpay Kabacalı'nın Edebiyatımızın Koca Çınarı Rıfat Ilgaz ve Mehmet Saydur'un Rıfat Ilgaz'lı Yıllar, Biz de Yaşadık adlı çalışmaları da, onun yapıtlarını okurken elde bulunmalı diye düşünüyorum. Bu yapıtlar, okuyucunun yazarla bütünleşmesine yardımcı olarak edebiyatımızı zenginleştiriyor. Rıfat Ilgaz romanlar, öyküler, oyunlar, çocuk romanları, makaleler, anılar yazmış. Ya şiirler? Hepsinden önce şairdir o. Şiirle başladı yazma serüvenine Rıfat Ilgaz, aydınlık ırmağımıza önce şiirle akmaya başladı. "İnsanın yaşamı şiire yetmiyor." düşüncesiyle ve "Halkımca sevdim." diyerek çoğalttı şiirlerini. 1926 yılından beri şiirlerini çeşitli dergilerde yayımladı, 1940'tan sonra, "40 Kuşağı" şairlerinin omurgalarından biri olarak ve yeni bir sanat ve şiir anlayışıyla sürdürdü şairliğini. Onu şairliğinin toplu dökümü bir kitapta sunuldu: Bütün Şiirleri 1927-1991 (Çınar Yayınları). Rıfat Ilgaz, 1940-1942 yılları arasında yazdığı "yeni anlayış"taki şiirlerini aldığı, daha önceki dönem şiirlerine yer vermediği ilk şiir kitabı Yarenlik'i 1943'te yayımlar. Kitap yayımlandığında Sabahattin Ali dönemin önemli solcu dergisi "Yurt ve Dünya"da (Nisan 1943) şunları söyler: "...Sosyal şiir nedir diyenlere bu kitabı göstermek lazım. Onun asıl kudreti, ferdilikten kurtulup cemiyetin malı olabilmesinde, kendi küçük dünyasındaki bütün şahsi meselelerin sosyal mahiyetini kavramasında ve bunları üçüncü şahsın bitaraflığı ile anlatabilmesindedir... Yarenlik bize, bir sanatkârın fildişi kuleye kapanmadan da kendisini verebildiğini, hatta daha fazlasını yaparak kendisiyle beraber bütün bir cemiyet parçasını da eserlerinde aksettirmek sureti ile sahici bir sanatkâr, halk sanatkârı mertebesine ulaşabileceğini göstermiştir. Bana sanat heyecanı ile dolu saatler yaşatan, insanların dertleri hakkında gözümde yeni ufuklar açan şaire bütün kalbimle teşekkür ederim." Yarenlik'te, yokluk ve yoksulluk içinde yaşayan kent insanlarının sıkıntılarını ve acılarını şiirleştiren Rıfat Ilgaz, böylece kendi şiir serüveninin ilk örneklerini oluştururken, günlük yaşamın kahredici gerçeklerini insani değerleri savunarak sunan bir şairi de edebiyat dünyamıza katmış olur. Günlük yaşamın çarpıcı tabloları, örneğin kolunu makineye kaptıran bir işçinin dramını aktardığı "Alişim" adlı şiirdeki şu çarpıcı bitiş, Rıfat Ilgaz şiirinin habercisidir: "Sağ yanın yastık ister Alişim / Sol yanın sevdiğini. / Kızlar da emektar sazın gibi / Çifte kol ister saracak." Böyle çarpıcılıklarla uç veren Rıfat Ilgaz şiirinin yeni örnekleri 1944'te Sınıf adlı kitapla karşımıza çıkar. Kitap hemen toplatılır ve Rıfat Ilgaz tutuklanıp yargılanır. Sevgi ve insancıllık dolu dizelerle oluşan şiirlere, kent insanlarının ve çocukların duygu yüklü, çıplak bir gerçeklikle yerleştirildiği görülür. Pertev Naili Boratav, kitapta yer alan "Tosya Zelzelesi" adlı şiir için "Yurt ve Dünya"da (Mart 1944), "İnsanlık duygularının en yüksek noktalara yükseldiği şiir." deyip şunları ekler: "Yeni Türk şiirine inanmayanlara Rıfat Ilgaz'ın kitabını okuyup anlamalarını dilemekten başka yapılacak bir şey yoktur." Gerçekten de yalnızca "Tosya Zelzelesi" adlı bu şiir bile, yaşama ve insana sahiplenişin bir örneği olarak Rıfat Ilgaz'ın şairliğinin kanıtı olmaktadır. Artık kuşağının önde gelen şairlerinden biri haline gelen Rıfat Ilgaz, Yaşadıkça (1948) adlı kitabında, kitabında yer alan şiirleriyle, yoksul insanların günlük yaşam kesitlerini, acı gerçekliği konuşma diliyle vermeyi sürdürür. Şiirlerinde çocuklar, hastalar, hapistekiler vardır. Örneğin "Parmaklığın Ötesinden" adlı şiiri, "İnsanları alabildiğine sevmeyi, / Bırakmazlar yanına. / Böyle çekersin cezasını / Üç duvar bir kapı arasında; / Onlardan ayrı / Böyle onlardan uzak. / Yasak sana, boylu boyunca sokaklar, / Bahçeler, yalı kahveleri. / Dostlara şimdi bir mektup değil,/ Bir selam yasak!.." dizeleriyle başlar ve şu dizelerle sürer: "Bizim de bir çift sözümüz vardı / Nar çiçeği, gül dalı üstüne, / Dudaklarımızda kaldı. / Göremedik sıkıntısız yaşandığını / Rahatın şiirini yazamadık..." Nâzım Hikmet, "Gençlerin içinde çok beğendiğim şairler var..." diyerek Rıfat Ilgaz'ın da adını sayarken; Orhan Kemal'e "Kendi sesini bul!" deyip Rıfat Ilgaz'ı da örnek gösterirken; Behice Boran, yine o dönemin ünlü solcu dergilerinden "Adımlar"da (Mayıs 1943), şu düşüncelerle selamlar Rıfat Ilgaz'ı: "Rıfat Ilgaz, müreffeh bir zümrenin değil, fakat bir günden öbürüne yaşayabilmek için didişen, böyle üzüntülü günlerin akşamında, bazan 'gününü gün etmek için şöyle bir demlenen' halkın şairidir..." Kitaptaki "...Özgürlük şarkısıdır söylenen Volga boylarında. / Ne Taif'tesin ne Magosa zindanında / Yalnız namı kalmıştır kaleme alanın Vatan Kasidesi'ni. / Seviyoruz her zamandan fazla Fikret'i / Yeni anlaşıldı manası Millet Şarkısı'nın, / Aynı Sis'tir memleketin üzerindeki..." dizeleriyle İkinci Dünya Savaşının son günlerine gönderme yapılan "Bu da Bir Özgürlük Şiiri" adlı şiir de Ilgaz'ın ölümsüz şiirlerinden biridir. "Bilsem ki suç bende / Çekerdim darağacına kendimi" dizeleriyle biten "Bilsem ki" şiirini de içeren ve ilk basımı 1948'de yapılan Devam adlı kitabıyla çizgini sürdürür Rıfat Ilgaz. Kuşaktaşı A. Kadir'e ithaf ettiği "Şiirde" adlı şiirinde, "Önce şiirde sevdim kavgayı / Özgürlüğü kelime kelime şiirde..." der. Üsküdar'da Sabah Oldu (1954), Soluk Soluğa (1962), ünlü "Aydın mısın" şiirinin de yer aldığı Karakılçık (1969) ve Uzak Değil (1971) daha sonra yayımladığı şiiri kitaplarıdır Rıfat Ilgaz'ın. O, "Kilim gibi dokumada mutsuzluğu / Gidip gelen kara kuşlar havada / Saflar tutulmuş top sesleri gerilerden / Tabanında depremi kara güllelerin / Duymuyor musun?" dizeleriyle başlayan ve "... Ses ol, ışık ol, yumruk ol..." dizelerini de içererek, "Yollar kesilmiş alanlar sarılmış / Tel örgüler çevirmiş yöreni / Fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende / Benden geçti mi demek istiyorsun / Aç iki kolunu iki yanına / Korkuluk ol." dizeleriyle biten "Aydın mısın?" şiiriyle bir çağrıya dönüştürür şiirini. Güvercinim Uyur mu? (1974), yine Rıfat Ilgaz'ın yaşamıyla ve anılarıyla örülen şiirlerden oluşur. O, umut dolu bir soluk olur şiirleriyle. İnsani ve toplumsal halkayı sımsıkı tutmuş şiirlerdir bunlar. İlk okuduğumda beni çarpan "Bir Sınavsa Eğer" adlı şiirini, 12 Mart döneminin bungunluğunu aşmaya çalıştığımız günlerde "Yeni Adımlar" dergisinde (Mayıs 1973) okumuştum. Coşku ve umut olmuştu, "Girdiğim çıktığım yerler tanığımdır / Kapımı çalanlar gece yarılarında / Okunan kararlar yüzüme karşı / Korkmuyorum duygusal bitişlerden / Tükenen kurşun kalemler tanığımdır..." dizeleriyle başlayan ve "Ölümle burun buruna bir gençlik boyu / Sıtmasında vereminde Anadolu'nun / Dönülmez bekleme kamplarında / Suçsa suç, sorguysa sorgu, hapisse hapis / Yaşamak gezin gözün arpacığın ucunda / Elimde hep böyle tükenen bardak..." dizeleriyle devam eden bu şiir. 1983'te onuncu şiir kitabı Kulağımız Kirişte yayımlanır Rıfat Ilgaz'ın. "Ormanız Biz" şiirinde Nâzım Hikmet'e bir gönderme yapar: "Ne demiş büyük ozanımız / Neden kulak vermiyorsunuz sesine / Bir ağaç gibi hür yaşayın dememiş mi, / Ve bir orman gibi kardeşçesine?" "Çocuklarımızın Bahçesinde" bölümünde onun çocuklar için yazdığı şiirler yer alır. Rıfat Ilgaz, yayımlanan son şiir kitabı Ocak Katırı Alagöz'de (1987), şiirinin ayırt edici özelliğinin, özgünlüğünün toplumsal yaşamdaki adaletsizliklere, eşitsizliklere karşı öfkeyle dolu olduğunu bir kez daha kanıtlar. "Dört Mevsim" şiirinde, "Yüzyıl'ımı dörde böldüm... / Her bölümü bir mevsim, / Biri kaldı, üçü gitti... / Yaz'ı gitti, Güz'ü gitti, / Karlı tipili Kış'ı gitti, / Yemyeşil bir Bahar kaldı!" der. "Okutma Üzerine" ve "Türkçemiz" adlı şiirlerinde çocuklara yaşam dersleri verir şiiriyle. "Kim ne derse desin / Çocuklar için yazdım hep." der. Türkçeyi sevmelerini ister çocuklardan.. "Her sözün en güzeli Türkçemizde." der. "Hababam Sınıfı'nın ünlü yazarı" Rıfat Ilgaz, yayımladığı on bir şiir kitabıyla ve kendi deyişiyle "Sınıf'ın mimli şairi" olmayı, uzun soluğuyla sürdüren bir şairdir. Rıfat Ilgaz'ın uzun soluklu şiir serüveni Bütün Şiirleri 1927-1991 adıyla karşımıza çıktı şimdi. Oğlu Aydın Ilgaz'ın yayına hazırladığı kitabın girişinde, Server Tanilli'nin "Rıfat Ilgaz'ın Şiiri" başlıklı bir yazısı yer alıyor. Server Tanilli, Rıfat Ilgaz'ın şiirini değerlendirdiği bu yazısında, onu "... Çağdaş şiirimizin en onurlu seslerinden biri..." olarak tanımlayıp şunları söylüyor: "... Nâzım Hikmet'in arkasından, Türkiye'de 'İnsan Manzaraları'nı Rıfat Ilgaz'dan daha hünerli sürdüren ve zenginleştiren bir başka şair çıkmadı, diyebiliriz..." Rıfat Ilgaz'ın şiir serüvenini toplu halde sunan yapıtta Server Tanilli'nin yazısından sonra "Kitaplardan Öncesi" bölümü yer alıyor. Bu bölümde Rıfat Ilgaz'ın 1927-1940 arasında yazdığı ve bir kısmı "Çığır", "Oluş", "Servetifünun-Uyanış" dergilerinde yayımlanan ilk şiirleri sunuluyor. 1927'de yayımladığı "Sevgilimin Mezarında" adlı şiirinin son dörtlüğünde şöyle diyor: "...Her gece uğraştığım hayal senindir ey kız! / Kalbimde parlamadı başka aşk, başka yıldız. / Söyle mezarcığın da kalbim kadar mı ıssız? / Ölüm kadar mı basit... Mabed kadar mı sessiz!.." Bu dizeler bir şairin doğuşunun muştusudur aynı zamanda. Daha sonra da yayımlanış sırasına göre tüm şiir kitaplarının yer aldığı kitabın son bölümünde, Mehmet Saydur'un "Biz de Yaşadık" (1998) adlı Rıfat Ilgaz'la ilgili yaşamöykü çalışmasından doğumundan ölümüne Rıfat Ilgaz'ın yaşamöyküsü zamandizinsel olarak aktarılıyor. Sonra, Rıfat Ilgaz'ın kendi kaleminden şiir anlayışını okuyoruz. "Görüşler" başlığı altında Rıfat Ilgaz'ın şiirleriyle ilgili olarak Şükran Kurdakul, Sabahattin Ali, Behice Boran, Pertev Naili Boratav, Ahmet Ada, Asım Bezirci, Hasan İzzettin Dinamo, Sennur Sezer ve Refik Durbaş'ın yazılarından bölümlerinin de verildiği kitabın sonunda, "Ölümü Ardından" başlığı altında Attilâ İlhan, Tunca Arslan, Doğan Hızlan, Memet Fuat ve Sennur Sezer'in yazılarını da okuyoruz. Şükran Kurdakul, "Çağdaş Türk Edebiyatı"ndaki değerlendirmesinde şöyle diyor: "...Nâzım Hikmet'in şiirimizi büyük ölçüde etkilediği 1940'lı yıllarda, Rıfat Ilgaz yapıtlarıyla kendi kişiliğini ortaya koyarak, toplumcu gerçekçi anlayışa yeni olanaklar kazandırdı. Özellikle tabana yakın kesimin güncel yaşamına egemen olan acıları, sıkıntıları, yoksunluğu ince yergi öğeleriyle yansıtarak lirizme ulaşmış bir şiirdi bu..." Can Yücel'in deyişiyle "Anadolu'nun yüce bir dağı" olan Rıfat Ilgaz'ın tüm şiirlerini birlikte sunan Bütün Şiirleri 1927-1991'e hoş geldi derken, onu, "Bir Sınavsa Eğer" şiirinin son bölümüyle bir kez daha analım: "Yaşamak bir yürek işçiliği günümüzde / Ölümün anlamı değişti birden / Eskiden yataklarda beklerdik / Ders mi sınav mı görev mi belli değil / Gelecekse ayakta bulsun dimdik / Açılan bir sorumsuz yaylım ateş / Bir top karanfildir göğsümüzde."
Auteur : cin1283
Tags:ılgaz rıfat uğur mumcu nazım ahmet arif cide şiir şair türk poem poet kastamonu hababam inek şaban çınar
Edebiyatımızda Mizah - RIFAT ILGAZ - 2/5 - 223 sec
Edebiyatimizda Mizah - Bolum 2 - Rifat Ilgaz RIFAT ILGAZ Türkçe bölümü 1/5 de TRANSFORMING SARROW TO LAUGHTER Füsun Özbilgen With 60 published books to his credit, Rifat Ilgaz must be one of Turkey's most prolific writers. The author of thousands of short stories, poems, novels, plays, memories and articles. The most famous of his humorous works is "Hababam Sinifi", about the teachers and pupils of a boys' boarding school. Rifat Ilgaz's identity card is older than the Turkish Republic. He was born in 1911 in the small picturesque town of Cide on the Black Sea. In 1908 Constitutional Government had been declared, and the slogan "Liberty has come" was on everyone's lips. "I was born soon after this proclamation of liberty," explains Rifat Ilgaz. "I was one of the first liberty children. But this did not stop them encouraging me to shout 'Long live the Sultan!' when Vahdettin came to the throne around four years later. I was not destined to be a patriotic Ottoman for long, only until I was seven or eight. After the Military College was closed down, a young teacher from the college who came to my school persuaded me to throw my fez away and put on a kalpak (fur cap) instead. So I became a supporter of the National Independence Army." Those turbulent years during which the collapse of the empire was followed by the War of Independence and the birth of the new republic, left their mark on the youthful Rifat Ilgaz. The young teacher who had influenced him was Hilmi Erdem, father of Kaya Erdem the former parliamentary speaker in the 1980s. Rıfat Ilgaz reminisces about the early years of the young republic: "When I was in junior school in Kastamonu, I replaced the kalpak with a hat on the orders of Mustafa Kemal. So the fez and the kalpak had gone. Then a few slaps sent the old alphabet (the ottoman, based on Arabic script) flying out of my head. In came the Latin alphabet instead. Reform followed reform. While I was in the Yakacik Sanatorium suffering from tuberculosis, Mustafa Kemal died and the reforms lost their momentum. "The Second World War had begun and I was a poet. A pragmatic, socialist, revolutionary poet. Handcuffs and chains were the authorities' reaction to that. The war finished, and the Missouri's arrived." Rifat Ilgaz has spent altogether 8 years of his life in sanatoriums trying to beat tuberculosis. In between two different kinds of spells of confinement he was first a teacher, then a journalist. In 1930 he graduated from Kastamonu Teaching College and taught Turkish at schools Adapazari and Istanbul. In 1938 he graduated from the Department of Literature of Gazi Institute of Education. Throughout all these trials and tribulations Rifat Ilgaz has transformed sorrow to laughter. Amidst suffering and adversity he has always sought the funny side of life. When he gave up teaching and came to Babiali, the Turkish Fleet Street, he started his journalistic career on the bottom rung as a typesetter, before going on to writing for humorous magazines. As well as Markopasa and Adembaba, the most famous of those years, he wrote hundreds of humorous articles for others, such as Tas, Dolmus, Karikatür, and Saka. Today he lives in a flat in one of the huge apartment blocks in Atakoy with his son, daughter-in-law and grandchildren. After a traffic accident in Cyprus a few years ago he has trouble with his leg, and complains about not being able to get out and about much any more. Otherwise neither his faculties nor his humour have been blunted by the years. As a writer who has made generations of readers laugh, I cannot resist asking Rıfat Ilgaz to define humour. "There is no literary form as humorous writing. Literary forms are novels, stories, articles and memories. Even letters are a literary form, but humour is not. If it was, it would have a techniique of its own. Humour is a style, a way of looking at society. Humour can come in the form of poetry, stories or novels. It is an attitude deriving from our disposition. Literary forms need skill and technique. If you get those right, then you succeed. But what does humour require? Since humour is innate in a person's temperament it is not a skill which can be acquired. Only if humour is in your nature can you be funny." "Hababam Sinifı" is Rifat Ilgaz's most famous humorous novel. His son's stories of their exploits at school were the inspiration for it. At weekends Aydın would come home and recount that week's happenings, and Rıfat Ilgaz began to put them into story form, adding his own experinces and memories from his teaching years.The careful reader can learn a lot from Rifat Ilgaz's stories:bow to conceal your tax evasion from the most hawk-eyed tax inspector, or discover the complex workings of an international loan. Reading them you wonder how he discovered about subjects which even experts might be hard put to explain. When I asked him, he replied with a smile: "I go and sit in the Cicek Pasaji. As I drink a beer people come and go and conversations start up. I order them a beer, and we chat. With a bit of encouragement they will talk for an hour or two. I also learnt a lot from the more sophisticated sort of thieves and gangsters when I was in prison, and from my fellow patients in hospital. I have known all kinds of people." His novel "Yildiz Karayel" won the Madaralı Prize and the Orhan Kemal Prize for fiction in 1982. "Hababam Sinifı" has been adapted for theatre, and (without his permission) for a film. "Karartma Geceleri" (Nights of Blackout) became a film which won several awards. Today his books are published by Cinar Yayinlari, a publishing house established by his son. Many of his stories and articles were never returned by publishers or the police after raids. The conversation diverged into a new global perspective. In 1968 Rifat Ilgaz visited Özbekistan, travelling to Moscow by train, and from there by air to Ozbekistan and back. "Flying is all right, but the time barely changes despite the distance. Then on your return you lose a day. Time gets its revenge." So what about the world appearing like an orange below? "The world today is no longer dominated by the regionality, but by universality. Mankind has a common destiny, although there are those who seek to separate people on the grounds of faith, language and race. Let us take environmental pollution. No national boundaries apply there. World states are bound to one another as tightly as if they were district councils. In time a single world view will predominate. That will come about through friendship and culture." (Skylife - February 1993 - Number 118)
Auteur : yaprak1983
Tags:ılgaz ilhan selçuk aziz nesin marko paşa toplumcu cide şair kastamonu hababam
ilgaz anadolulun - 69 sec
turku
Auteur : ihaba68li
Tags:ilgaz anadolunun
Karartma Geceleri Rıfat Ilgaz 10/14 Tarık Akan Nurseli İdiz - 563 sec
KARARTMA GECELERİ (35 mm Film) Yönetmen ve Senaryo : Yusuf Kurçenli (Rıfat Ilgaz'ın aynı adlı romanından) Görüntü Yönetmeni : Colin Mounier Müzik : Cem İdiz Oyuncular : Tarık Akan, Nurseli İdiz, Bülent Bilgiç, Deniz Kurtoğlu, Ömer Çolakoğlu, Menderes Samancılar, Erol Günaydın, Şükrü Türen, Gülsen Tuncer, Necati Bilgiç Yapımevi (şirket) : Senar Film (Senar Turgut) Konu : Olaylar 2. Dünya Savaşı'nın sonlarında (1944) İstabul'da geçer. Yazdığı şiir kitabı yüzünden başı derde giren öğretmen Mustafa Ünal (Tarık Akan), polis tarafından aranmaktadır. Genç öğretmen işkence korkusuyla teslim olmaz. Sürekli kaçar, mekân değiştirir... Mustafa bu kaçış süresince çeşitli insanlarla karşılaşır. Sonuç kaçınılmazdır. Mustafa yakalanır. Ödüller : "Karartma Geceleri" 9. İstanbul Uluslararası Film Festivali "en iyi Türk filmi" ödülünü (1990) aldı. 27. Antalya Film Şenliği'nde (1990) ise "en iyi 2. film" seçildi. Yusuf Kurçenli, "en iyi yönetmen ödülü"nü Halit Refiğ'le (Karılar Koğuşu) paylaştı. Tarık Akan "en iyi erkek oyuncu" ödülü kazandı. Yunus Nadi Ödülü yarışmasında "en iyi film" seçildi. "Karartma Geceleri", 35. Uluslararası Vallodolıd Film Şenliği'nde (İspanya-1990) "jüri özel ödülü"nü Şili'li yönetmen Silvio Caiozzi'nin "Aynadaki Ay"ı ile paylaştı. Karartma Geceleri * Director: Yusuf Kurcenli * Main Cast: Tarik Akan, Nurseli Idiz, Bulent Bilgic, Omer Colakoglu * Release Year: 1990 * Country: TR * Run Time: 110 minutes Plot In this biographical drama, the Turkish writer Rifat Ilgaz (Tarik Akan) is forced to go into internal exile after World War Two, because the government suspects him of being a communist. Most of the movie follows him while he is on the lam, and during his reunion with his wife, who grows testy from the restrictions that hiding him impose on her. Eventually he turns himself in, and while in prison, suffers some torture. All the same, he endures with the flame of his spirit undiminished. ~ Clarke Fountain, All Movie Guide Cast * Tarik Akan * Nurseli Idiz * Bulent Bilgic * Omer Colakoglu Menderes Samancilar Credit Ismail Kalkan - Editor; Yusuf Kurcenli - Director; Yusuf Kurcenli - Screenwriter; Colin Mounier - Cinematographer
Auteur : yaprak1983
Tags:Karartma GeceleriRIFAT ILGAZ FiLM tarık akan günseli idiz hababam sinifi cide kastamonu
Ilgaz BENEKAY Flamenco Grubu (TARİH: 23.05.1999) - 440 sec
Ilgaz BENEKAY Flamenco Grubu Ilgaz BENEKAY, Öykü GÜRMAN, Funda YOLSIĞMAZ SEZER, Özge KALYONCU, Ata ERDOĞRUL, Hakan BERBEROĞLU, Manuel Reina GOMEZ, Işıl Reina GOMEZ, Melin LEVENT YUNA, Tuğba GEMİCİ, Kerem KIRCA, Gücüm SEZER Kara Toprak, Aşık Veysel Atatürk Kültür Merkezi Konser Salonu 23.05.1999
Auteur : gallaxdesign
Tags: Flamenco Flamenko gitar gitarist guitar music tango Alegrias dance gypsy spain traditional taconeo singing
Karartma Geceleri - Rıfat Ilgaz- Film - 2/14 - 377 sec
KARARTMA GECELERİ (35 mm Film) Yönetmen ve Senaryo : Yusuf Kurçenli (Rıfat Ilgaz'ın aynı adlı romanından) Görüntü Yönetmeni : Colin Mounier Müzik : Cem İdiz Oyuncular : Tarık Akan, Nurseli İdiz, Bülent Bilgiç, Deniz Kurtoğlu, Ömer Çolakoğlu, Menderes Samancılar, Erol Günaydın, Şükrü Türen, Gülsen Tuncer, Necati Bilgiç Yapımevi (şirket) : Senar Film (Senar Turgut) Konu : Olaylar 2. Dünya Savaşı'nın sonlarında (1944) İstabul'da geçer. Yazdığı şiir kitabı yüzünden başı derde giren öğretmen Mustafa Ünal (Tarık Akan), polis tarafından aranmaktadır. Genç öğretmen işkence korkusuyla teslim olmaz. Sürekli kaçar, mekân değiştirir... Mustafa bu kaçış süresince çeşitli insanlarla karşılaşır. Sonuç kaçınılmazdır. Mustafa yakalanır. Ödüller : "Karartma Geceleri" 9. İstanbul Uluslararası Film Festivali "en iyi Türk filmi" ödülünü (1990) aldı. 27. Antalya Film Şenliği'nde (1990) ise "en iyi 2. film" seçildi. Yusuf Kurçenli, "en iyi yönetmen ödülü"nü Halit Refiğ'le (Karılar Koğuşu) paylaştı. Tarık Akan "en iyi erkek oyuncu" ödülü kazandı. Yunus Nadi Ödülü yarışmasında "en iyi film" seçildi. "Karartma Geceleri", 35. Uluslararası Vallodolıd Film Şenliği'nde (İspanya-1990) "jüri özel ödülü"nü Şili'li yönetmen Silvio Caiozzi'nin "Aynadaki Ay"ı ile paylaştı. Karartma Geceleri * Director: Yusuf Kurcenli * Main Cast: Tarik Akan, Nurseli Idiz, Bulent Bilgic, Omer Colakoglu * Release Year: 1990 * Country: TR * Run Time: 110 minutes Plot In this biographical drama, the Turkish writer Rifat Ilgaz (Tarik Akan) is forced to go into internal exile after World War Two, because the government suspects him of being a communist. Most of the movie follows him while he is on the lam, and during his reunion with his wife, who grows testy from the restrictions that hiding him impose on her. Eventually he turns himself in, and while in prison, suffers some torture. All the same, he endures with the flame of his spirit undiminished. ~ Clarke Fountain, All Movie Guide Cast * Tarik Akan * Nurseli Idiz * Bulent Bilgic * Omer Colakoglu Menderes Samancilar Credit Ismail Kalkan - Editor; Yusuf Kurcenli - Director; Yusuf Kurcenli - Screenwriter; Colin Mounier - Cinematographer
Auteur : yaprak1983
Tags:Karartma Geceleri rıfat ılgaz cide Yusuf Kurçenli tarık akan hababam
Edebiyatımızda Mizah hababam sınfı - RIFAT ILGAZ - 4/5 - 355 sec
Edebiyatimizda Mizah- 4 - RIFAT ILGAZ Açıklama:Cide'de doğmuştur (1911). Orta öğrenimini Kastamonu Öğretmen Okulu'nda, yüksek öğrenimini, Gerede, Akçakoca ve Düzce'de altı yıl öğretmenlik yaptıktan sonra Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü'nde tamamlamıştır (1938). Adapazarı ve İstanbul'da Türkçe öğretmenliği yapmıştır. Sınıf adlı ikinci şiir kitabı dolayısıyla tutuklanmıştır (1944). Daha sonra Boğazlıyan Ortaokulu'nda bir yıl çalışmış ve öğretmenlikten ayrılarak gazetecilik yapmaya başlamıştır. Aziz Nesin ve Sabahattin Ali'nin çıkardıkları Markopaşa, Malumpaşa, Merhumpaşa gibi siyasal mizah dergilerinde yazı işleri müdürlüğü ve yazarlık yapmıştır (1945-1952). Daha sonra Adembaba dergisini çıkarmıştır (1952). Dolmuş, Taş, Karikatür, Şaka, Külâh dergilerinde ve Tan'da Yeni Gazete'de Stepne takma adıyla ve kendi adıyla yazmıştır. Yaşadıkça (1948) adlı üçüncü, Devam (1953) adlı dördüncü şiir kitapları, "komünizm propagandası yapmak ve müstencenlikle suçlanarak toplatılmış, mahkeme 'men'i muhakeme kararı vermiştir. Ilgaz, şiir kitaplarıyla ilgili tutuklamalar dolayısıyla aralıklarla beş yıldan fazla hapisanede kalmıştır. Rıfat Ilgaz, bir ara Cide'ye yerleşmiş (1975), İstanbul'da ölmüştür (1993)". Yazın Yaşamı İlk okuma ve kitap sevgisini, "babasının yada ağabeyinin her gece yüksek sesle okudukları Şerlok Holmes'in dedektiflik hikâyeleri, Kerem ile Aslı, Zeycan ile Asuman gibi halk masallarından aldığını" söyleyen Rıfat Ilgaz, yazmaya daha ortaokul sıralarında iken başlamıştır. Ortaokulda Türkçe derslerine gelen Zeki Ömer Defne'nin edebiyat sevgisini körüklediği Ilgaz, orta son sınıf öğrencisiyken Kastamonu'da çıkan Açıkgöz ve Nazikter gazetelerinde ilk şiirlerini yayımlamıştır (1927). İlk şiirinin adının "Sevgilimin Mezarında" olduğunu belirten Ilgaz, "benim ne sevgilim vardı, ne de ölmüştü. Edebiyat kitaplarındaki sevdiğim şiirlere özenerek böyle bir manzume yazma gereğini duymuşum demek, bu, düpedüz şair Rıza Tevfik'in Tevfik Fikret için yazdığı 'Kabr-i Fikret'i Ziyaret adlı şiirinin sevgiliye döndürülmesidir" demektedir. Rıfat Ilgaz'ın yayımlanan ilk şiiri "Sazını Çalana" adını taşımaktadır ve Açıkgöz gazetesinde çıkmıştır (2 Temmuz 1928). Yazmayı sürdüren Ilgaz, bu arada mizah yazıları yazmaya başlamıştır. Ilgaz, sonraki yıllarda Güneş, Çığır, Yücel, Varlık, Oluş, Hamle gibi dergilerde şiir yayımlamayı sürdürmüş, toplumcu gerçekçi sanat anlayışını benimsedikten sonra ise daha çok Yeni İnsanlık (1941), Yürüyüş (1943-44), Ses, Yurt ve Dünya, Pınar (1943-1945), Gün, Cumartesi, Yeryüzü, Beraber (1946-1953), Yelken, Türk Solu, Yeni Dergi, Gelecek, Yansıma gibi toplumcu dergilerde yazmayı sürdürmüştür. Yapıtları Şiir: Yarenlik (1943), Sınıf (1944), Yaşadıkça (1948), Devam (1953), Üsküdar'da Sabah Oldu (1954), Soluk Soluğa (1962), Karakılçık (1969), Uzak Değil (1971), Güvercinim Uyur mu? (1974), Kulağımız Kirişte (1983), Bütün Şiirleri (1983), Ocak Katırı Alagöz (1987). Öykü: Radarın Anahtarı (1957), Don Kişot İstanbul'da (1957), Kesmeli Bunları (1962), Nerde O Eski Usturalar (1962), Saksağanın Kuyruğu (1962), Şevket Ustanın Kedisi (1965), Geçmişe Mazi (1965), Garibin Horozu (1969), Altın Ekicisi (1972), Palavra (1972), Tuh Sana (1972), Hababam Sınıfı Baskında (1972), Hababam Sınıfı Uyanıyor (1972), Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı (1975), Rüşvetin Alamancası (1982), Çalış Osman Çiftlik Senin (1983), Sosyal Kadınlar Partisi (1983). Roman: Hababam Sınıfı (1957), Bizim Koğuş (1959), Karadenizin Kıyıcığında (1969), Meşrutiyet Kıraathanesi (1974), Karartma Geceleri (1974), Sarı Yazma (1976), Yıldız Karayel (1981), Hababam Sınıfı İcraatın İçinde (1987). Oyun: Hababam Sınıfı (1967), Karadenizin Kıyıcığında (1965), Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı (1971), Hababam Sınıfı Uyanıyor (1972), Hababam Sınıfı Baskında (1972). Anı: Yokuş Yukarı (1982), Kırk Yıl Önce, Kırk Yıl Sonra (1986). Fıkra: Nerde Kalmıştık (1984), Cart Curt (1984).
Auteur : yaprak1983
Tags:ılgaz ilhan selçuk aziz nesin marko paşa server taninli cide toplumcu kastamonu hababam
Ilgaz BENEKAY Flamenco Grubu (TARİH: 02.11.1997) - 339 sec
Ilgaz BENEKAY, Ayşem BOYACIOĞLU, İpek KROM, Altuğ TANALTAY, Kerem KIRCA, Elvan ÖZGEN, Funda YOLSIĞMAZ SEZER "Mediterranian San Dance Rio Ancho"(İmprevizasyon), Paco De Lucia, Aldi Meola Acıbadem İstek Vakfı Konser 02.11.1997
Auteur : gallaxdesign
Tags: Flamenco Flamenko gitar gitarist guitar music tango Alegrias dance gypsy spain traditional taconeo singing
RUHİ SU KOROSU Ilgaz Türküsü - Başak Merev - 169 sec
Kastamonu Ünversitesi'nde Rıfat Ilgaz Anısına yapılan törende, Koronun en küçük solisti Başak Merev llgaz Anadolu'nun sen yüce bir dağısın...Türküsünü koro eşliğinde söylerken 2006 Ruhi Su - Anisina Mehmet Ruhi Su, 1912 yılında Van'da doğdu. Memur olarak çalışan babasının tayini ve ataması vesilesiyle Van'a yerleşti ve çocukluğunun büyük bir bölümünü burada geçirdi. Genç yaşlarda babasını ve kısa zaman sonra da annesini kaybetti. Çocukluğunun geri kalan ve gençlik yıllarını yanlarına verildiği yoksul bir aile ve daha sonra da öksüzler yurdunda geçirdi. Bir ara İstanbul'da askeri okullarda okudu, ancak müzik sevgisi onu yeni arayışlara itti. Adana Öğretmen Okulu'nda okurken, Ankara'ya Müzik Öğretmen Okulu'na (Musiki Muallim Mektebi) girmeyi başardı.1942`de Ankara Devlet Konservatuarını`nın Şan bölümünü bitirdi. Aynı yıllarda sırasıyla Ankara Cebeci İkinci Ortaokulu`nda sonra Hasanoğlan Köy Enstitüsü`nde müzik öğretmenliği yaptı.Cumhurbaşkanlığı Orkestrası'na seçildi, konservetuarın opera bölümünde de okudu ve daha sonra da Devlet Operası'nda çalıştı. Devlet Operası sanatçısı olarak, Bastien Bastienne, Satılmış Nişanlı, Madame Butterfly, Fidelio, Tosca , Yarasa, Aşk iksiri, Rigoletto, Figaro'nun Düğünü, Maskeli Balo ve Konsolos gibi operalarda rol aldı. Türk Opera Sanatı'nın temelinde Ruhi Su'nun da katkısı büyüktür. Ankara Radyosu`nda onbeş günde bir yayınlanan türkü programları düzenledi; Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi`nde büyük bir koro oluşturdu.Aldığı klasik batı müziği eğitimi , ömrü boyunca kendini adadığı türkülerin yorum ve icrasına yaklaşımının kurumsal temelini oluşturdu. Ruhi Su, sosyalist dünya görüşü nedeniyle 1952-1957 yılları arasında 1951 TKP tevkifatı dolayısı ile hapis yattı. 1960'ta İstanbul'da Taksim Belediye Gazinosu'nda sahneye çıkan Ruhi Su, bir yandan da halk türkülerini kaydedip, arşivleme görevini üstlendi. Bu arada radyoda da 'Basbariton Ruhi Su Türküler Söylüyor' anonsuyla sunulan bir radyo programı yaptı. Bu programlardan birinde söylediği "Serdari Halimiz Böyle N'olacak? Kısa çöp uzundan hakkın alacak" türküsü nedeniyle radyodaki işine son verildi. Söylediği türkülerdeki siyasi vurgular yüzünden aleyhinde kampanyalar başlatılan ve işini kaybeden sanatçı, türküleri derleyip, yeniden yorumlama işine kendi başına devam etti. 1975'te Dostlar Korosu'nu kurdu. 1978'den sonra ürettiği kasetlerle halk müziğinin, yaygınlaşmasına büyük katkıda bulundu. Aydınlara türkü dinlemeyi öğreten kişi olarak da bilinir. Ruhi Su, 12 Eylül yönetiminin engellemeleri yüzünden yurtdışında tedavi şansı bulamadı ve 20 Eylül 1985'te öldü. Mezarı İstanbul Zincirlikuyu'dadır. Ruhi Su'nun cenaze törenine binlerce kişi katıldı ve cenaze 12 Eylül döneminin ilk büyük kitle gösterisi haline dönüştü Ruhi Su, ölümüne kadar 16 tane 45'lik plak, 11 uzunçalar çıkardı. Ölümünden sonra kurulan Ruhi Su Kültür ve Sanat Vakfı aracılığıyla eşi Sıdıka Su (ölüm 18 Ekim 2006) ve oğlu Ilgın Su özel arşivlerdeki ses kayıtlarından yararlanarak plak, kaset ve CD üretimini sürdürdüler. Vakfın merkezi Beyoğlu, İstanbul'dadır.
Auteur : yaprak1983
Tags:ılgaz cide başak türk merev kastamonu üniversite ruhi su korosu türkü müzik
Edebiyatımızda Mizah - RIFAT ILGAZ - 3/5 - 554 sec
Edebiyatimizda Mizah - RIFAT ILGAZ - Bolum 3 RIFAT ILGAZ'IN ŞİİRİ yazan: SERVER TANİLLİ Bugün de, okurlardan çoğunun gözünde, Rıfat Ilgaz, büyük bir mizah ustasıdır ve başta da Hababam Sınıfı'nın yazarıdır. Bu değerlendirmede, gerçeğin elbette büyük payı var: Rıfat Ilgaz, çağdaş Türk mizahının önde gelen birkaç yazarından biridir; Hababam Sınıfı da, onun o alandaki ustalığının simgesidir. 40'lı yılların ikinci yarısındaki ünlü 'Markopaşa serüveni'nde pişmiş ve olgunlaşmış kalem, 1959'da yayımladığı o eserle, aynı zamanda çağdaş mizahımızın bir şaheserini koyar ortaya. Rıfat Ilgaz, sözkonusu eserle, mizahın o büyük gücüne dayanarak, yani güldürerek, Türkiye'deki eğitim düzeninin bir eleştirisini yaparken, ülkemizde okul sıralarından geçmiş hemen hemen herkesin anılarına da tercüman olur. Bu eserin onca şöhret kazanmasının, tiyatroya ve sinemaya da aktarılmasının altında yatan da budur. Ama bir yanlışı da düzeltmek gerek: Rıfat Ilgaz, mizah, roman ve öykülerinde başka çarpıcı örnekler de ortaya koyarken, 1969 yılından başlayarak, mizah dışı öykü ve romanlar da yazdı: Özellikle, içinden çıkıp geldiği Karadeniz bölgesinin insanlarının yaşamlarını -yeni ve gerçekçi bir dille- anlattığı Karadeniz'in Kıyıcığında (1969), Halime Kaptan (1972), Karartma Geceleri (1974), Sarı Yazma (1976), Yıldız Karayel (1981) hiç unutulmamalı. Sonra yazarın, alanında birer belge niteliğini de taşıyan anılarını; ayrıca çocuk edebiyatına katkılarını da gözardı etmemeli. Ne var ki, Rıfat Ilgaz'a bakarken, asıl düzeltilmesi gereken yanlış şudur: Yazarımız, -mizah içi ya da mizah dışı olsun- nesirdeki ustalığından önce, şair ve büyük bir şairdir. 1940'ların ikinci yarısında, olgunlaşmış, şiirinin çarpıcı örneklerini kitaplaştırmış bir şairken mizah yazarlığına yönelmesi, biraz da yaşam koşullarının zorlamasıyla olmuştur. Nitekim, edebiyata da şiir kapısından girmiştir Rıfat Ilgaz. 1940'lı yıllara varıldığında, bir ateş çemberi ile çevrili ve sosyal sorunların burgacında kıvranan Türkiye'de, Cumhuriyet şiirinin üç büyük odak noktasından biri olan 'millîci şairler', kuru bir yurt güzellemesinin sığlığı içindedirler; ikinci odakta Yahya Kemal, 'Hülya tepeler, hayal ağaçlar'la oyalanmaktadır. Üçüncü odağın başındaki Nâzım Hikmet, büyük bir çığır açmıştır ve düzeni sorgulamaktadır. Ne var ki, tehlikeli bir iştir yaptığı ve o yüzden toplumla ilişkisi koparılmıştır, hapishanededir. İşte bu ortamda, genç şairlerin bir bölümü, 'Garip çizgisi'nde, şairanelikten uzak, 'küçük adam'ın sorunlarına eğilirken; '1940 Kuşağı' adını alacak bir başka bölümü, Nâzım Hikmet'in açtığı yoldan ilerleyerek bir başka şiir dünyası yaratırlar: Sosyal yanı ağır basan 'toplumcu gerçekçi' bir şiir anlayışıdır bu. A.Kadir, Niyazi Akıncıoğlu, Ömer Faruk Toprak, Suat Taşer, Cahit Irgat, Mehmet Kemal, Arif Damar gibi şairlerin oluşturduğu topluluğun en önemli adlarından biri de Rıfat Ilgaz'dır. Nedir özellikleri Rıfat Ilgaz'ın kurduğu şiir dünyasının? 1940 öncesinde, bireysel duyarlıklara, üstelik heceli-uyaklı biçimlerle bağlı şair, 40'lı yıllarda, çevresindeki dünyayla, bütün çelişmeleri içinde yüzyüze gelir. Savaş yıllarının daha da ağırlaştırdığı koşullarda, işçisi, köylüsü, dar gelirlisi ve yoksuluyla çileli bir yaşamı bölüşen insanlardır gördüğü sanatçımızın; o yaşamın içinde, onun daha da yakından tanıdığı okul, hastahane, sanatoryum ve cezaevi çevresidir. Şair de, ister istemez, soyut insandan acı çeken, ezilen somut insana çevirecektir bakışlarını. Bu, temalarını belirlerken, şiirinin biçimini de değiştirir. Dil, gitgide yalınlaşır, açık ve akıcı bir nitelik kazanır. Tanıdığı çevrelerin insanlarını, onların duyguları, özlemleri ve çelişkilerini, yine onların diliyle yansıtır şiire; yerine göre halk deyimlerinden de yararlanır şair. Toplumsal çelişkilerin -üstelik- ayyûka çıktığı bir ortamda, şairin, sosyal acılara sözcülük ederken, yergici olmamasına imkân var mı? Ne var ki, yapıcı bir yergidir bu ve bir yerde daha güzel bir dünyaya olan umuttan da kopuk değildir. Öyle bir dünya için kavgaya ve direnişe açıkça çağrıda bulunduğu da olur şairin; ama bunu yaparken, hiçbir zaman sloganlaşmaz dili ve sanatın gereklerine ters düşmez. Bizzat kendisi ağır politik baskılar altındayken bile, ayakta kalmayı sürdüren, acılı ama yaşama direncini yitirmeyen ve kavgayı elden bırakmayan bir sestir onunki. Çağdaş şiirimizin de en onurlu seslerinden biri... Şu seslenişten etkilenmez olabilir misiniz? "Kaldır başını kan uykulardan Böyle yürek böyle atardamar Atmaz olsun Ses ol ışık ol yumruk ol Karayeller başına indirmeden çatını Sel suları bastığın toprağı dönüm dönüm Alıp götürmeden büyük denizlere Çabuk ol" Ünlü şiirlerinden birinde, 'Parmaklığın Ötesinden'de, şair, "İnsanları alabildiğine sevmeyi bırakmazlar yanına" diye başlar. Gerçekten de öyle oldu; sanatçımız, "suçun kendisinde olmadığını" bilse de, özgürlüğe düşman güçler onun da ömrünün beş buçuk yıldan fazlasını, demir parmaklıkların arkasındaki karanlıkta çaldılar. İşte Yarenlik'le (1943) başlayan, sonra Sınıf (1944), Devam (1953) ve arkasından gelen kitaplarında süren; her menzilde kendini aşan; toplumun olduğu kadar sanatın da nabzını tutup özde ve biçimde en yeni açılımlara kadar izleyerek özümseyen bir şiir serüveninin bilançosu! Çekinmeden söylemeli de: Nâzım Hikmet'in arkasından, Türkiye'de 'İnsan Manzaraları'nı Rıfat Ilgaz'dan daha hünerli sürdüren ve zenginleştiren bir başka şair çıkmadı, diyebiliriz. Çınar Yayınları, Rıfat Ilgaz'ın şiir kitaplarını, daha önce tek tek yeniden basıp okurların önüne koymuştu. Şimdi, onları bütün olarak bir kitapta topluyor yayınevi. Büyük bir hizmettir yaptığı. Akan zamanın edebiyattaki yasasıdır: En başta şiiri eskitir. Bu satırları yazmadan önce, şairimizi yeniden okudum. Eskimeyen bir şey var Rıfat Ilgaz'da. Gerçekliğin sürgit haklı çıkarmasında mı aramalı onu; yoksa şairin duyarlığında ve 'yürek işçiliği' dediği sanatsal gücünde mi? İkisinde birden, diyeceğim. Güzel okumalar dileyerek... Strasbourg 1 Ocak 2003 SERVER TANİLLİ
Auteur : yaprak1983
Tags:ılgaz ilhan selçuk aziz nesin marko paşa server taninli cide toplumcu kastamonu hababam
Hababam Sınıfı Müzikal-Ahmet Gülhan - RIFAT ILGAZ 4/4 - 588 sec
Hababam Sınıfı Müzikal, Rıfat Ilgaz, Hababam Sınıfı Müzikali,1981 yılında Beyoğlu Şan Tiyatrosu'nda sahneye konmuş 1982 Mayıs ayına kadar kapalı kişe oynamıştır.1982 İzmir Enternasyonal Fuar'ında 30 gün ,Fuar süresince 2300lik Açık Hava Tiyatrosunda da Istanbulda olduğu gibi kapalı gişe oynadı.Hababam Sınıfı Müzikali'nin kadrosu: Derya Baykal,Ahmet Gülhan,Adile Naşit,Şener Şen,Ayşen Gruda,İlyas Salman,Şevket Altuğ,Ulvi Alacakaptan,Aydın Arkun,U.S.G Dans Grubu,Parla Şenol,Evcimik. OYUNLAŞTIRAN:Yavuz Turgul, MÜZİK:Mazhar Fuat Özkan KOROGRAFİ:Altan Tekin DEKOR KOSTÜM:Refik-Hale Eren YAPIMCI:Egemen Bostancı YÖNETMEN: Metin Serezli ŞAN TİYATROSU
Auteur : yaprak1983
Tags:rıfat ılgaz şener şen ahmet gülhan adile naşit derya baykal hababam sınıfı badi ekrem komik cide evcimik
Karartma Geceleri Rıfat Ilgaz 8/14 Tarık Akan Nurseli İdiz - 523 sec
KARARTMA GECELERİ (35 mm Film) Yönetmen ve Senaryo : Yusuf Kurçenli (Rıfat Ilgaz'ın aynı adlı romanından) Görüntü Yönetmeni : Colin Mounier Müzik : Cem İdiz Oyuncular : Tarık Akan, Nurseli İdiz, Bülent Bilgiç, Deniz Kurtoğlu, Ömer Çolakoğlu, Menderes Samancılar, Erol Günaydın, Şükrü Türen, Gülsen Tuncer, Necati Bilgiç Yapımevi (şirket) : Senar Film (Senar Turgut) Konu : Olaylar 2. Dünya Savaşı'nın sonlarında (1944) İstabul'da geçer. Yazdığı şiir kitabı yüzünden başı derde giren öğretmen Mustafa Ünal (Tarık Akan), polis tarafından aranmaktadır. Genç öğretmen işkence korkusuyla teslim olmaz. Sürekli kaçar, mekân değiştirir... Mustafa bu kaçış süresince çeşitli insanlarla karşılaşır. Sonuç kaçınılmazdır. Mustafa yakalanır. Ödüller : "Karartma Geceleri" 9. İstanbul Uluslararası Film Festivali "en iyi Türk filmi" ödülünü (1990) aldı. 27. Antalya Film Şenliği'nde (1990) ise "en iyi 2. film" seçildi. Yusuf Kurçenli, "en iyi yönetmen ödülü"nü Halit Refiğ'le (Karılar Koğuşu) paylaştı. Tarık Akan "en iyi erkek oyuncu" ödülü kazandı. Yunus Nadi Ödülü yarışmasında "en iyi film" seçildi. "Karartma Geceleri", 35. Uluslararası Vallodolıd Film Şenliği'nde (İspanya-1990) "jüri özel ödülü"nü Şili'li yönetmen Silvio Caiozzi'nin "Aynadaki Ay"ı ile paylaştı.
Auteur : yaprak1983
Tags:karartma geceleri rıfat ılgaz cide Yusuf Kurçenli Colin Mounier Erol Günaydın hababam tarik akan nurseli idiz
Edebiyatımızda mizah - RIFAT ILGAZ - 1/5 - 473 sec
EDEBiYATIMIZDA MİZAH 16 MART1986 RIFAT ILGAZ ACILARI GÜLMECEYE DÖNÜŞTÜREN YAZAR Füsun Özbilgen Türkiye'nin belki en çok üreten yazarı. Binlerce öykü, şiir, roman, oyun, anı, makale, 60'tan fazla kitap... Gülmece eserlerinin en ünlüsü ise öğrenci - öğretmen ilişkileri ve okul sıralarından bir kesit sunan Hababam Sınıfı. Rıfat Ilgaz'ın nüfus kağıdı Türkiye Cumhuriyeti'nden eski. 1911 yılında Karadeniz'in küçük, şirin bir ilçesinde Cide'de dünyaya gelmiş. 1908 yılında Meşrıtiyet ilan edildiğinde "Hürriyet geldi" denilmiş. Şöyle anlatıyor: "-Ben Hürriyet'in ilanından hemen sonra dünyaya gelmiştim. İlk Hürriyet çocuklarındanım sizin anlayacağınız. Hürriyet çocuğu olmam, üç-beş yıl sonra Vahdettin gibi bir adam tahta çıktığında "Padişahım çok yaşa" diye bağırmama hiç de engel olmadı. Hem Hürriyet çocuğuydum hem de nerede olursa olsun bağırtılıyordum: _ Padişahım çok yaşa.. Ama Osmanlılığım çok sürmedi. Ancak 7-8 yaşıma kadar. Sonra Harbiye'nin kapatılmasıyla okulumuza gelen genç bir Harbiyeli'nin isteğine uyarak kırmızı fesimi yere çaldım, bir kalpak geçirdim başıma oldum bir Kuvayı Milliye'ci.." Rıfat Ilgaz, bir imparatorluğun yıkılışını, Kurtuluş Savaşı ve yeni Cumhuriyet'in doğuşunun kendi çocukluk yaşamındaki yankısını böyle dile getiriyor. Onu Kuvayı Milliye'ci yapan genç öğretmeni Hilmi Bey ise 1980'li yıllarda T.B.M.M. Başkanı olan Kaya Erdem'in babası Hilmi Erdem imiş.. Genç cumhuriyetin ilk yıllarını da şöyle anlatıyor: "Ortaokulu Kastamonu'da okurken Mustafa Kemal'in emri ile Kuvayı Milliye kalpağını çıkarıp şapkayı geçirdim başıma. Fes gitti, kalpak gitti. Derken birkaç tokat karşılığında öğrendiğim eski harfler de gitti. Latin harfleri gelmişti. Devrimler sürüp gidiyordu. Vereme yakalanıp da Yakacık Sanatoryumu'na düştüğüm günlerde Mustafa Kemal öldü. Devrimlerin de hızı kırıldı.. İkinci Dünya Savaşı başlamıştı. Şair olmuştum. Gerçekçi, toplumcu, devrimci şair." Rıfat Ilgaz'ın yaşamının toplam 8 yıllık bir bölümü verem hastalığı nedeni ile çeşitli sanatoryumlarda geçmiş. Kalan zamanlarında ise öğretmenlik, daha sonra da gazetecilik yapmış. 1930 yılında Kastamonu Öğretmen Okulu'nu bitirip Adapazarı ve İstanbul'da Türkçe öğretmenliği yapıyor, 1938 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü'nü bitiriyor. Çileli bir yaşam içinde Rıfat Ilgaz acıları mizaha dönüştürmüş. Acıklı, hüzünlü, acı çeken insanları yansıtan konular yerine yaşamın gülmece yanlarını yansıtmaya çalışmış. Öğretmenliği bırakmak zorunda kalıp Babıali'ye geldiği yıllarda da önce en zor işten, dizgiden başlamış, entertip ustalığı derken mizah dergileri çıkarmaya başlamış. Markopaşa ve Adembaba dönemin en ünlü mizah dergileri. Taş, Dolmuş, Karikatür, Şaka gibi mizah dergilerine de yüzlerce yazı yazmış. İstanbul'da Ataköy'de kocaman blok apartmanlarından birinde oğlu, gelini ve torunlarıyla birlikte yaşıyor bugün. Birkaç yıl önce Kıbrıs'ta geçirdiği kaza nedeniyle bacağını rahat hareket ettiremediği için çıkıp dolaşamamaktan yakınıyor. Ama tüm duyu organları gepgenç, mizahı, gülmecesi de yerli yerinde. Mizah üzerine konuşuyoruz. Binlerce gülmece, roman, öykü yazan usta yazar düşündüklerini şöyle anlatıyor: "Mizah diye bir yazı türü yoktur. Yazı türü romandır, öyküdür, köşe yazılarıdır, anılardır. Mektup bile bir yazı türüdür de, mizah bir yazı türü değildir. Tür olsaydı tekniği olurdu. Mizah bir biçemdir. Topluma bakış açısıdır. Mizah şiir, öykü, roman olabilir: Tür değil, biçimdir. Mizacımızdan gelen bir özelliktir, bir çeşnidir. Yazı türleri beceri ister, teknik ister. Bunları sağladın mı başarı tamdır. Mizah ne ister? Mizah insanın mizacından geldiği için bilgi değildir, edinilemez. Teknik de değildir. İnsanın yaradılışında bu özellik varsa mizah başarılı olabilir." Hababam Sınıfı, Rıfat Ilgaz'ın en ünlü mizah eseri. Oğlunun okul maceralarını anlatması ile yavaş yavaş oluşmuş. Hafta sonlarında Aydın eve gelip okul maceralarını anlattıkça Rıfat Ilgaz da öykü haline dönüştürmeye başlamış. Kuşkusuz bunları kaleme alırken kendi öğretmenlik yıllarının anı ve gözlemleri de üstüne eklenmiş. Rıfat Ilgaz'ın öykülerinde bazen en dikkatli vergi uzmanının bile farkedemiyeceği bir vergi kaçırma tekniğinin nasıl uygulandığını öğrenirsiniz. Yahut bir uluslararası dış kredi öyküsü yakalarsınız. Bu ince teknikleri nereden ve nasıl öğreniyor şaşıp kalırsınız. Uzmanların bu kadar iyi bilemeyeceği karışık ve karanlık konuları nereden öğreniyor? Soruyoruz, gülümsüyor: "Gider, Çiçek Pasajı'na otururum. Bir bira içerim. Birileri gelir, sohbet başlar. Bira söylerim. Şurdan buradan konuşuruz. Biraz konuları dürtüklerim. Bir iki saat oturur işte bunları anlatır gider. Sonra 5,5 yıl süreyle hapishanelerde birlikte kaldığım kibar hırsızlar, kabadayılar. Hastanelerde koğuş arkadaşları. Çeşit çeşit insan tanıdım." "Yıldız Karayel" romanıyla 1982 Madaralı Roman Ödülü alan Rıfat Ilgaz'ın kitaplarından "Hababam Sınıfı" önce tiyatroda oyun, sonra da kendisinden izinsiz olarak film yapılmıştı. "Karartma Geceleri" ise geçtiğimiz yıllarda ödüller alan bir film oldu. Kitaplarını bugün oğlunun kurduğu Çınar Yayınları yayınlıyor. Yine de yüzlerce öykü ve yazısı Babıali'nin çeşitli dergilerinde yok olmuş. Rıfat Ilgaz ile Skylife için yaptığımız bu söyleşide biraz da gökyüzünden, uçmaktan ve dünyadan söz ediyoruz. İlk kez 1968 yılında Özbekistan'a gidip Moskova'ya dönmüş uçakla. Türkiye'den Moskova'ya trenle, daha sonra da uçakla Özbekistan'a. "Uçmak güzel de, gidiyorsun saat hiç değişmiyor. Sonra dönerken de acısı çıkıyor gün devriliyor," diye anlatıyor ilk izlenimlerini. Güneşle aynı yöne giderken değişmeyen zaman, güneşin aksine uçuşlarda günü geceyi deviriyor. Peki ya aşağıda gördüğümüz portakal kadar küçülmüş dünya? Usta yazarımız bugünkü dünyamızı yine genç bir bakış açısı ile geleceğe dönük olarak şöyle değerlendiriyor: "Dünyaya artık yerellik değil, evrensellik egemen oluyor. Bugün kaderi ortak olan insanlığı din, dil, ırk gibi konularda ayırıp birbirinden koparanlar var. Ama insanlığın kaderi ortak. Çevre kirliliğini ele alalım. Artık bu konularda devletlerin sınırları yok. Dünya devletleri mahalle muhtarlıkları gibi birbirine bağlı. Giderek tek bir dünya görüşü egemen olacak. Bu da dostlukla ve kültürle olacak.." (Skylife - Şubat 1993 - Sayı 118)
Auteur : yaprak1983
Tags:ılgaz ilhan selçuk aziz nesin marko paşa toplumcu hababam
Ilgaz BENEKAY Flamenco Grubu (TARİH: 23.05.1999) - 359 sec
Ilgaz BENEKAY Flamenco Grubu Ilgaz BENEKAY, Öykü GÜRMAN, Funda YOLSIĞMAZ SEZER, Özge KALYONCU, Ata ERDOĞRUL, Hakan BERBEROĞLU, Manuel Reina GOMEZ, Işıl Reina GOMEZ, Melin LEVENT YUNA, Tuğba GEMİCİ, Kerem KIRCA, Gücüm SEZER La Bela Mia, Farruca Atatürk Kültür Merkezi Konser Salonu 23.05.1999
Auteur : gallaxdesign
Tags: Flamenco Flamenko gitar gitarist guitar music tango Alegrias dance gypsy spain traditional taconeo singing
De be wayiro/ yeğenim ILGAZ . (Adiloş bebe) (inan Uc) - 270 sec
ahmet mikail aslan - de be yayiro - adilos bebe dersim
Auteur : inanuc
Tags:dersim ahmet mikail aslan de be wayiro adilos bebe inanuc
Edebiyatımızda Mizah-RIFAT ILGAZ 5/5 - 448 sec
RIFAT ILGAZ Açıklama:Cide'de doğmuştur (1911). Orta öğrenimini Kastamonu Öğretmen Okulu'nda, yüksek öğrenimini, Gerede, Akçakoca ve Düzce'de altı yıl öğretmenlik yaptıktan sonra Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü'nde tamamlamıştır (1938). Adapazarı ve İstanbul'da Türkçe öğretmenliği yapmıştır. Sınıf adlı ikinci şiir kitabı dolayısıyla tutuklanmıştır (1944). Daha sonra Boğazlıyan Ortaokulu'nda bir yıl çalışmış ve öğretmenlikten ayrılarak gazetecilik yapmaya başlamıştır. Aziz Nesin ve Sabahattin Ali'nin çıkardıkları Markopaşa, Malumpaşa, Merhumpaşa gibi siyasal mizah dergilerinde yazı işleri müdürlüğü ve yazarlık yapmıştır (1945-1952). Daha sonra Adembaba dergisini çıkarmıştır (1952). Dolmuş, Taş, Karikatür, Şaka, Külâh dergilerinde ve Tan'da Yeni Gazete'de Stepne takma adıyla ve kendi adıyla yazmıştır. Yaşadıkça (1948) adlı üçüncü, Devam (1953) adlı dördüncü şiir kitapları, "komünizm propagandası yapmak ve müstencenlikle suçlanarak toplatılmış, mahkeme 'men'i muhakeme kararı vermiştir. Ilgaz, şiir kitaplarıyla ilgili tutuklamalar dolayısıyla aralıklarla beş yıldan fazla hapisanede kalmıştır. Rıfat Ilgaz, bir ara Cide'ye yerleşmiş (1975), İstanbul'da ölmüştür (1993)". Yazın Yaşamı İlk okuma ve kitap sevgisini, "babasının yada ağabeyinin her gece yüksek sesle okudukları Şerlok Holmes'in dedektiflik hikâyeleri, Kerem ile Aslı, Zeycan ile Asuman gibi halk masallarından aldığını" söyleyen Rıfat Ilgaz, yazmaya daha ortaokul sıralarında iken başlamıştır. Ortaokulda Türkçe derslerine gelen Zeki Ömer Defne'nin edebiyat sevgisini körüklediği Ilgaz, orta son sınıf öğrencisiyken Kastamonu'da çıkan Açıkgöz ve Nazikter gazetelerinde ilk şiirlerini yayımlamıştır (1927). İlk şiirinin adının "Sevgilimin Mezarında" olduğunu belirten Ilgaz, "benim ne sevgilim vardı, ne de ölmüştü. Edebiyat kitaplarındaki sevdiğim şiirlere özenerek böyle bir manzume yazma gereğini duymuşum demek, bu, düpedüz şair Rıza Tevfik'in Tevfik Fikret için yazdığı 'Kabr-i Fikret'i Ziyaret adlı şiirinin sevgiliye döndürülmesidir" demektedir. Rıfat Ilgaz'ın yayımlanan ilk şiiri "Sazını Çalana" adını taşımaktadır ve Açıkgöz gazetesinde çıkmıştır (2 Temmuz 1928). Yazmayı sürdüren Ilgaz, bu arada mizah yazıları yazmaya başlamıştır. Ilgaz, sonraki yıllarda Güneş, Çığır, Yücel, Varlık, Oluş, Hamle gibi dergilerde şiir yayımlamayı sürdürmüş, toplumcu gerçekçi sanat anlayışını benimsedikten sonra ise daha çok Yeni İnsanlık (1941), Yürüyüş (1943-44), Ses, Yurt ve Dünya, Pınar (1943-1945), Gün, Cumartesi, Yeryüzü, Beraber (1946-1953), Yelken, Türk Solu, Yeni Dergi, Gelecek, Yansıma gibi toplumcu dergilerde yazmayı sürdürmüştür. Yapıtları Şiir: Yarenlik (1943), Sınıf (1944), Yaşadıkça (1948), Devam (1953), Üsküdar'da Sabah Oldu (1954), Soluk Soluğa (1962), Karakılçık (1969), Uzak Değil (1971), Güvercinim Uyur mu? (1974), Kulağımız Kirişte (1983), Bütün Şiirleri (1983), Ocak Katırı Alagöz (1987). Öykü: Radarın Anahtarı (1957), Don Kişot İstanbul'da (1957), Kesmeli Bunları (1962), Nerde O Eski Usturalar (1962), Saksağanın Kuyruğu (1962), Şevket Ustanın Kedisi (1965), Geçmişe Mazi (1965), Garibin Horozu (1969), Altın Ekicisi (1972), Palavra (1972), Tuh Sana (1972), Hababam Sınıfı Baskında (1972), Hababam Sınıfı Uyanıyor (1972), Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı (1975), Rüşvetin Alamancası (1982), Çalış Osman Çiftlik Senin (1983), Sosyal Kadınlar Partisi (1983). Roman: Hababam Sınıfı (1957), Bizim Koğuş (1959), Karadenizin Kıyıcığında (1969), Meşrutiyet Kıraathanesi (1974), Karartma Geceleri (1974), Sarı Yazma (1976), Yıldız Karayel (1981), Hababam Sınıfı İcraatın İçinde (1987). Oyun: Hababam Sınıfı (1967), Karadenizin Kıyıcığında (1965), Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı (1971), Hababam Sınıfı Uyanıyor (1972), Hababam Sınıfı Baskında (1972). Anı: Yokuş Yukarı (1982), Kırk Yıl Önce, Kırk Yıl Sonra (1986). Fıkra: Nerde Kalmıştık (1984), Cart Curt (1984).
Auteur : yaprak1983
Tags:mizah rıfat ılgaz ilhan selçuk aziz nesin marko paşa hababam toplumcu şair
Ilgaz BENEKAY Flamenco Grubu (TARİH: 23.05.1999) - 306 sec
Ilgaz BENEKAY Flamenco Grubu Ilgaz BENEKAY, Öykü GÜRMAN, Funda YOLSIĞMAZ SEZER, Özge KALYONCU, Ata ERDOĞRUL, Hakan BERBEROĞLU, Manuel Reina GOMEZ, Işıl Reina GOMEZ, Melin LEVENT YUNA, Tuğba GEMİCİ, Kerem KIRCA, Gücüm SEZER Morao Tanguillo Nina Pastori Atatürk Kültür Merkezi Konser Salonu 23.05.1999
Auteur : gallaxdesign
Tags: Flamenco Flamenko gitar gitarist guitar music tango Alegrias dance gypsy spain traditional taconeo singing
Rıfat Ilgaz - Kendi Sesinden - 47 sec
Cide'de doğmuştur (1911). Orta öğrenimini Kastamonu Öğretmen Okulu'nda, yüksek öğrenimini, Gerede, Akçakoca ve Düzce'de altı yıl öğretmenlik yaptıktan sonra Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü'nde tamamlamıştır (1938). Adapazarı ve İstanbul'da Türkçe öğretmenliği yapmıştır. Sınıf adlı ikinci şiir kitabı dolayısıyla tutuklanmıştır (1944). Daha sonra Boğazlıyan Ortaokulu'nda bir yıl çalışmış ve öğretmenlikten ayrılarak gazetecilik yapmaya başlamıştır. Aziz Nesin ve Sabahattin Ali'nin çıkardıkları Markopaşa, Malumpaşa, Merhumpaşa gibi siyasal mizah dergilerinde yazı işleri müdürlüğü ve yazarlık yapmıştır (1945-1952). Daha sonra Adembaba dergisini çıkarmıştır (1952). Dolmuş, Taş, Karikatür, Şaka, Külâh dergilerinde ve Tan'da Yeni Gazete'de Stepne takma adıyla ve kendi adıyla yazmıştır. Yaşadıkça (1948) adlı üçüncü, Devam (1953) adlı dördüncü şiir kitapları, "komünizm propagandası yapmak ve müstencenlikle suçlanarak toplatılmış, mahkeme 'men'i muhakeme kararı vermiştir. Ilgaz, şiir kitaplarıyla ilgili tutuklamalar dolayısıyla aralıklarla beş yıldan fazla hapisanede kalmıştır. Rıfat Ilgaz, bir ara Cide'ye yerleşmiş (1975), İstanbul'da ölmüştür (1993)". Yazın Yaşamı İlk okuma ve kitap sevgisini, "babasının yada ağabeyinin her gece yüksek sesle okudukları Şerlok Holmes'in dedektiflik hikâyeleri, Kerem ile Aslı, Zeycan ile Asuman gibi halk masallarından aldığını" söyleyen Rıfat Ilgaz, yazmaya daha ortaokul sıralarında iken başlamıştır. Ortaokulda Türkçe derslerine gelen Zeki Ömer Defne'nin edebiyat sevgisini körüklediği Ilgaz, orta son sınıf öğrencisiyken Kastamonu'da çıkan Açıkgöz ve Nazikter gazetelerinde ilk şiirlerini yayımlamıştır (1927). İlk şiirinin adının "Sevgilimin Mezarında" olduğunu belirten Ilgaz, "benim ne sevgilim vardı, ne de ölmüştü. Edebiyat kitaplarındaki sevdiğim şiirlere özenerek böyle bir manzume yazma gereğini duymuşum demek, bu, düpedüz şair Rıza Tevfik'in Tevfik Fikret için yazdığı 'Kabr-i Fikret'i Ziyaret adlı şiirinin sevgiliye döndürülmesidir" demektedir. Rıfat Ilgaz'ın yayımlanan ilk şiiri "Sazını Çalana" adını taşımaktadır ve Açıkgöz gazetesinde çıkmıştır (2 Temmuz 1928). Yazmayı sürdüren Ilgaz, bu arada mizah yazıları yazmaya başlamıştır. Ilgaz, sonraki yıllarda Güneş, Çığır, Yücel, Varlık, Oluş, Hamle gibi dergilerde şiir yayımlamayı sürdürmüş, toplumcu gerçekçi sanat anlayışını benimsedikten sonra ise daha çok Yeni İnsanlık (1941), Yürüyüş (1943-44), Ses, Yurt ve Dünya, Pınar (1943-1945), Gün, Cumartesi, Yeryüzü, Beraber (1946-1953), Yelken, Türk Solu, Yeni Dergi, Gelecek, Yansıma gibi toplumcu dergilerde yazmayı sürdürmüştür. Yapıtları Şiir: Yarenlik (1943), Sınıf (1944), Yaşadıkça (1948), Devam (1953), Üsküdar'da Sabah Oldu (1954), Soluk Soluğa (1962), Karakılçık (1969), Uzak Değil (1971), Güvercinim Uyur mu? (1974), Kulağımız Kirişte (1983), Bütün Şiirleri (1983), Ocak Katırı Alagöz (1987). Öykü: Radarın Anahtarı (1957), Don Kişot İstanbul'da (1957), Kesmeli Bunları (1962), Nerde O Eski Usturalar (1962), Saksağanın Kuyruğu (1962), Şevket Ustanın Kedisi (1965), Geçmişe Mazi (1965), Garibin Horozu (1969), Altın Ekicisi (1972), Palavra (1972), Tuh Sana (1972), Hababam Sınıfı Baskında (1972), Hababam Sınıfı Uyanıyor (1972), Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı (1975), Rüşvetin Alamancası (1982), Çalış Osman Çiftlik Senin (1983), Sosyal Kadınlar Partisi (1983). Roman: Hababam Sınıfı (1957), Bizim Koğuş (1959), Karadenizin Kıyıcığında (1969), Meşrutiyet Kıraathanesi (1974), Karartma Geceleri (1974), Sarı Yazma (1976), Yıldız Karayel (1981), Hababam Sınıfı İcraatın İçinde (1987). Oyun: Hababam Sınıfı (1967), Karadenizin Kıyıcığında (1965), Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı (1971), Hababam Sınıfı Uyanıyor (1972), Hababam Sınıfı Baskında (1972). Anı: Yokuş Yukarı (1982), Kırk Yıl Önce, Kırk Yıl Sonra (1986). Fıkra: Nerde Kalmıştık (1984), Cart Curt (1984).
Auteur : hasanabi
Tags:rifat ilgaz poet turkish
Rıfat Ilgaz Şiir Serisi - Kulağımız Kirişte - 143 sec
Rıfat Ilgaz'ın kendi sesinden Kulağımız Kirişte Yaşlılar adına konuşmanın tam zamanı Kütükte yaşı yetmişlerin arasındayım. Bir tekerlemenin çağrışımında İnanıvermeyin işimin bittiğine. Ne var ki dertlerimiz tasalarımız artıyor, Yaş ilerledikçe. Biz yaşlılar türlü nedenlerden Kuşlarla birlikte uyanmak zorundayız Saksıdaki karanfil bakım ister. Tüm çiçekler, ağaçlar, parklar, Yollar köprüler bakım ister. Balıkçı barınağı, barınaktaki gemiler, Gün doğmadan deniz fenerimiz, Kıyılarımız, gökyüzü, bulutlar, Bir uçtan bir uca esen rüzgar, Bütün gün gözümüz üzerlerinde olmalı. Bu arada torun torba çocuklarımız Martılarla birlikte çoğalan... Onlar da bakım ister kuşkusuz. Erken de kalksak alaca karanlıkta Hangi birine yetişebiliriz ki... Biz yaşlılar için en önemlisi Kuzeyden esen nemli rüzgarlar, Karayel de önemli, gündoğusu da. Raporlar yazılmalı, hava raporları, Soğuk sıcak tüm dalgalar, akımlar, Alçak basınç radyolarda, yüksek basınç, Güneyden esen yellerle birlikte Sisli puslu havalarda durulmalı. Yaşlandıkça azıyor romatizmalarımız, Bir günümüz bir günümüze uymuyor, Artıyor ağrılarımız, sızılarımız, Kapıyı kim vuracak belli olmaz, Kulağımız kirişte olmalı! Rıfat Ilgaz
Auteur : RifatIlgazVideo
Tags:rıfat ılgaz cide kastamonu toplumcu devrimci nazım hikmet hababam can yücel
Rıfat Ilgaz sesinde BU DA BİR ÖZGÜRLÜK ŞİİR-12 Eylül GÖZALTI - 233 sec
BU DA BİR ÖZGÜRLÜK ŞİİRİ 1944 yılındasın yanlışın yok, Kıştı girdiğin, temmuz ortasındasın. Emirle de olsa açıldı ya İşte demir kapılar ardına kadar, Dışardasın! Tepende ne zamandır unuttuğun güneş, Liman bildiğin gibi yerli yerinde Hazır Karadeniz seferine şu vapur, Şu mavna Haliç'ten geliyor. Poyrazdır bir uçtan bir uca esen Çekebilirsin ciğerlerine! Bu ses fren gıcırtısıdır, Durdu Beşiktaş tramvayı durakta. Gidemezsin elinde değil; Emrindesin insanı hiçe sayanların. Bir liseli talebeyle vurulu bileklerin Kırk mahkûmun sürüklediği zincire. Tek suçunuz hür insanlar gibi konuşmak, Kitaplar suç ortağınız! 1944 yılındasın yanlışın yok, Doğrudur dağıldığı esir pazarlarının, Tek forsa kalmadı kalyonlara çakılı, Roma sirklerinde atılmıyor köleler Aç aslanların ağzına, Çoktan yerle bir ettiler Bastil'i Kenar mahalleliler. Özgürlük şarkısıdır söylenen Volga boylarında. Ne Taif'tesin, ne Magosa zindanında Yalnız namı kalmıştır kaleme alanın "Vatan Kasidesi"ni. Seviyoruz her zamandan fazla Fikret'i Yeni anlaşıldı manâsı "Millet Şarkısı"nın, Aynı "Sis"tir memleketin üzerindeki. Bugün de vaktinde çıktı gazeteler Geçti ilk sayfalara Beşiktaş cinayeti; Ismarlama yazıları üstât kalemlerin Taksim'deki ziyafetten resimler... Çeyrek saat uzaktasın çok değil, O meşhur Babıali'den. Tek satır yok sayfalarda Bu zincirleme tutsaklık üstüne. Çekildi dış kapıdan demir sürgüler, Tuttu süngülüler yolları Topyekûn himayesindeyiz zincirlerin.(*) Yaşadıkca adlı şiir kitabından 1948 Bütün Şiirleri 1927-1991(Çınar Yayınları) Rıfat ILGAZ
Auteur : cin1283
Tags:rıfat ılgaz şair ilhan selçuk şükran kurdakul uğur mumcu can yücel hababam cide Kastamonu mizah karartma geceleri şaban